Edebi DenemelerYazınsal Denemeler

Hüzünlü Kelime

Bugün o hüzünlü kelimeyi duydum dudaklarından

Bugün o hüzünlü kelimeyi duydum dudaklarından. Bir an öylesine sakince söyledin ki, sanki yıllardır yağmur yağmamış o çöle ilk düşen damlaydı sözlerin. Sarı kum denizinde, bir damla nefes gibi geldin bana. Bugün o kelimeyi duydum ya dudaklarından. Ne bileyim bir garip oldum sanki. Hani bebekken bir an etrafındaki herkesin varlığına bakıp gülümsersin ya, işte öyle güven doldum duyduğumda.

Zaman zaman gelirdim sana. Zaman zaman sen gel isterdim bana. Kaçamak bakışlar ile sana bakarken, beni görürsen diye öleyise bir korkuya kapılırdım. Ama yine de alamazdım kendimi sana bakmaktan. İşte o anda hissettiğim korku, acı bir yemek gibiydi. Dudaklarım alev alev olmasına rağmen, ben her lokmada daha fazla zevk alırdım.

Bir akşamüstü, vapura son anda yetişen biriyim sanki. Öylesine nefes nefese ama başarmanın verdiği rahatlama dudaklarımda. Bugünde evime 15 dakika erken gidebilecek olmanın verdiği zevk yaşardım, terli vücudumla. Martılara bakarken hayıflanırdım mesela. En güzel çağlarımız boşu boşuna geçiyor diye. Hayıflanırdım mesela neden martı olmadığıma. Hayıflanırdım mesela, bana gelmeyen o simit parçasına.

Bugün o hüzünlü kelimeyi duydum dudaklarından. Ne desem boş artık sana. Olsun be. Olsun canım. Sen giderken bıraktığın ekmeği yerim bende. Senden kalan bardaktan su içer, senin yerinde oturur film izlerim bende. Senin battaniyene sarılır, senin sevdiğin diziyi açar, senin sevdiğin kitabı okurdum. Sen git ya. Ben senin yokluğunu hissettirmem kendime. Varsın o evde ben yok olayım. Belki bir gün biride benim yokluğumu hissettirmez kendine…

Etiketler
Daha fazla göster

Benzer Bloglar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu da ilginizi çekebilir

Close