Düşün : Neye inanırsanız inanın. İster Allah’ın verdiği diyin, ister evrim ile gelişen diyin ya da ister evrenin hediyesi diyin. Hepimizin bir beyni var diğer canlılar gibi. Bizim ile onlar arasında oluşan tek fark ise bizim düşünebilmemiz. Evet bir kurtta avlanırken düşünür. Fakat bizim ile kurdun arasında ki fark o içgüdüsel olarak bir şeyler düşünürken, biz tasarımsal anlamda bir şeyler düşünürüz. Yani kurt bir ceylanı avlarken ağacın dalını alıp üstüne demir denen cevheri işleyerek keskin bir metal parçası koymayı akıl edemez. biz buna mızrak deriz ve normalde çıplak el ile yapamayacağımız bir işi kendimiz için gayet basit bir şeye çeviririz. Dediğim gibi düşünmek ile tasarımsal düşünmek farklı olgulardır. Evrende bizim gibi tasarımsal düşünebilen bir canlı türü ile henüz karşılaşmadık. Bundan dolayı düşünün. Düşünmek eylemini gerçekleştirirken, her zaman kendini merkez alan şekilde bir süreç geliştirmeyin. Düşünün. Neden var olduğunuzu, neden zeki olduğunuzu, neden icat yaptığınızı, neden betonu bulduğunuzu,  neden parfümü icat etttiğinizi ve neden nedenlerin olduğunu düşünün. Bu sizin yegane hazineniz. Bir kurt veya örümcekten yegane farkınız bu. Tasarımsal düşünce ile farkınızı anlayın.

Oku : Düşünme işini hallettiğinize göre gelelim sürecin diğer adımına. Düşünürken fark edeceksiniz ki; bilmediğiniz o kadar çok şey var ki. Bunları gökyüzüne bakarak öylece öğrenemeyeceğiniz için bilgilere ulaşmaya çalışacaksınız. Bunun en kestirme yolu ise o bilgilere ulaşanları bulmaktır. Yani okumaktır. Uzay gözlemi yaptığınızı düşünelim. Jupiter’i ilk defa gördüğünüzde yeni bir gezegen görmüş olduğunuzu anlayacaksınız. Fakat onu ne olduğunu ve nelerden oluştuğunu ve ölçülerini ölçmeniz içinde baya bir zaman ve teknoloji gerekecek. Diyelim bunları da başardınız. Gerekli enerji zaman ve parayı harcadınız. Ben ise sadece Jupiter hakkında yazılmış bir kitabınızı alarak sizin bilgilerinize ulaşabileceğim. İşte okumak bu kadar güçlü bir eylemdir. Geçmiş yüzyılların, asla görmediğimiz uygarlıkların, olmadığımız zamanlarda devam eden tarihin kendisini öğrenebiliriz okuyarak. Ya da bir kişinin kafasında yarattığı harika bir dünyayı bir romandan, güzel sözleri bir şiiirden ve herhangi alandaki bir uzmanlığı bir kitaptan öğrenebiliriz. Tek yapmamız gereken bedelini verip kitap satın almak. Gazete okumakta olabilir ( Çok tavsiye etmiyorum).


Yaz : Düşündünüz ve okudunuz varsayalım. Artık okuduklarınız birikmeye başladığında, sizde kendi yorumlarınızı katarak yazma eylemine geçmelisiniz. Yazmaktan kastım baş yapıtlar oluşturmak değil. Hayata dair notlar almak. Hayatınıza dair notlar. Sürekli olarak öğrenmenin getirdiği en önemli özelliklerden biri de budur. Öğrendikçe yorumlamayı, yorumladıkça fikir sahibi olmayı öğrenirsiniz. Fikirlerinizi kağıtlara, bilgisayara veya başka bir ortama yazarak aktararak kendi düşünsel ve zamansal arşivinizi oluşturursunuz. Ayrıca yazma eylemi, yazdıkça daha fazla hayal gücü kullanmanıza, metafor mantığını geliştirmenize ve sonunda nitelikli yazma eylemine geçmenize zemin hazırlar. Bu gelişim sizi sadece düşünsel olarak değil, fiziksel olarak, pratik olarak ve bireysel olarak geliştirir. YAzdıkça daha nitelikli bir okur, daha nitelikli bir yaratıcı olursunuz. Başta bahsettiğim baş yapıtlardan birine bile imza atabilirsiniz. bu süreç, kendinizi gerçekleştirdiğiniz süreçtir. 


Şüphe Et : Bu süreç ise sizin kapasitenizi ve araştırmacı yönünüzü geliştirecek yegane süreçtir. Bilgiye olan açlığınızın zaaflarına düşmeden, bilgiyi gerçekçi ve sağlıklı bir şekilde almanızı bu süreç sağlayacaktır. Okumak eylemi sayesinde gelişen öğrenme iç güdünüzü kontrol altında tutarak, bilginin sağlamasını yapmanız gerekmektedir. Özellikle göreceli olan bir konu hakkında bilgi alırken, karşıt görüşleri de anlamalı ve sentezleme mantığını güderek, içselleştirmelisiniz. Dünya’da bilgi paylaşımının herhangi bir filtresi olmadığının ve bu sürecin denetlenmediğinin bilgisini hep aklınızda tutun. Herhangi bir yerde, rastgele birinin paylaştığı bilgiyi gerçek veya kati kabul etmemek gerektiğini unutmayın. Bu bilgi kanıtlanıncaya kadar varsayımdır teorisinin icabıdır. bu toeriye göre bir bilgi eylemsel olarak kanıtlanamıyor ise, düşünsel olarak görecelidir gerçeğini bize yansıtır. 


Anla : Anlamak. burada anlamak eylemi, basit bir kavrama eylemi olarak görülmemelidir. Basit olarak kavramak, temel bir neden sonuç ilişkisi sürecidir. Bneim bahsettiğim anlama ise her türlü referansın değerlendirildiği, yapılan akıl yürütmenin sonucunda içimize sinen bilginin anlaşılmasıdır. Anlamak için ön yargılarınızdan, bilgisizlikten arınmış olmanız gerekmektedir. Nitelikli şüphe haliniz ile yaptığınız değerlendirmeler sonucunda, sürece hakim olmak gerekmektedir. Anlamak demek bilginin içinize tam olarak sinmesidir. 


Tadını Çıkar : süreçlerin sonunda elde edilen bilgilerin hepsinin tek amacı ise yaşamaktır. Bilginin verdiği güven ile süreçlerin sonunda yapabileceğiniz yegane şey tadını çıkarmaktır. Tadını çıkarmak sadece pozitif bilgi değerlendirmesi halinde değil, negatif bilgi değerlendirmesi halinde de geçerlidir. Yani bir şeyi yapamayacağınıza karar verdiğinizde bile yapamama halinizi kabullenmeli ve tadını çıkarmalısınız. Bunu örnek ile açıklamak gerekirse eğer, Usain Bolt ile piste çıktığınızda eğer harika bir sporcu değilseniz o yarışı kaybedeceğinizi zaten biliyorsunuzdur. Burada yapmanız gereken yegane şey yarışı bitirebileceğiniz en iyi derece ile bitirip, o piste çıkmanın heyecanını yaşamanızdır. Yani kaybedeceğinizi bildiğiniz halde, keyfini çıkarmaktır. Hayatta ne yaşarsanız yaşayın, pozitif veya negatif bunu kabullenin. Ve hepsinin tadını çıkarın.